Dibek Taşı
Uzun yıllar aşınmadan kullanılabilmeleri için dibek taşları özellikle gözeneksiz, ağır ve sert taşlardan yapılırdı. Genellikle silindir ya da çanak biçiminde olan dibeklerin iç kısmı yaklaşık 40–60 cm derinliğinde, ağız genişliği ise 30–40 cm civarında olurdu. Köy meydanına veya köy halkının kolaylıkla ulaşabileceği ortak kullanım alanlarına yerleştirilirlerdi.
Benim hatırladığım kadarıyla bizim köydeki dibek taşı, Tahir ve Münire Karakullukcu’nun evlerinin önündeki örtmede bulunuyordu. Başka bir tarifle, Ekrem Bıçakçı’nın evinin karşısındaki örtmedeydi.
Dibek taşı, geleneksel bulgur yapımının en önemli araçlarından biriydi. Hasadı yapılan buğday önce temizlenir, ardından su içinde haşlanarak pişirilirdi. Pişirilen buğday açık alanlara serilerek güneşte iyice kurutulurdu.
Kuruyan buğday daha sonra dibeğe konur ve ağır ahşap tokmaklarla dövülürdü. Tokmaklar belli bir ritim içinde sırayla dibeğe vurulur; buğday tanelerinin dış kabuklarının sürtünme yoluyla ayrılması sağlanırdı. Dövülen buğday dibekten çıkarıldıktan sonra kalbur ve benzeri araçlarla savrularak kabuk ve kepeğinden temizlenirdi.
Temizlenen buğday daha sonra el değirmenlerinde kırılırdı. Kırılan taneler büyüklüklerine göre elenerek ayrılır; böylece kullanım amacına göre iri veya ince bulgur elde edilirdi.
Dibek taşları, tıpkı çeşme başlarında veya dere kenarlarında imece usulüyle çamaşır yıkanması gibi, Anadolu köylerinde yalnızca bir üretim aracı değildi. Aynı zamanda insanların bir araya geldiği, yardımlaştığı, konuşup dertleştiği ortak yaşam alanlarından biriydi.
Buğday dövme işinin tek kişi tarafından yapılması oldukça güç olduğundan, dibeğin çevresinde genellikle iki ila dört kişi karşılıklı olarak yer alırdı. Ellerindeki ağır ahşap tokmakları belirli bir ritim ve uyum içinde sırayla kaldırıp indirerek birlikte çalışırlardı. Tokmakların dibeğe vuruşları arasında sohbetler edilir, türküler söylenirdi. Böylece zahmetli bir iş, imecenin verdiği dayanışmayla kolaylaşır; insanlar hem işlerini görür hem de günlük hayatın yorgunluğunu bir ölçüde geride bırakırlardı.